John Nash matematik dehası ve şizofrendi, önce Nobel aldı, sonra hayatı film oldu…

0

Şizofreni hastası olup Nobel Ödülü alan, hayatı filmlere konu olan dünyaca ünlü matematikçi John Nash’ın hayatı hakkında merak edilenler…

13 Haziran 1928 yılında ABD’nin Batı Virginia eyaletinin Bluefield kentinde dünyaya gelen Nash, 1945 yılında Carnagie Mellon Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği eğitimine başladı. Daha sonra matematik sevgisi ağır bastı ve vektörel cebir ile görecelilik kuramları üzerine dersler almaya başladı. Ancak matematik daha çok ilgisini çektiğinden bu alanda uzmanlaşmak üzere 1948 yılında uzun yıllarını geçireceği Princeton‘a gitti.

Derslerle arası pek iyi değildi

John Nash’in dersle alakalı bir öğrenci olduğu pek söylenemezdi. Yalnız bir öğrencilik hayatına sahip oldu. Buna rağmen John Nash, hırslı ve akıllı biriydi. Diğer dehalar gibi John Nash de, bunu hiç fark ettirmemişti. Ama üniversite yıllarına geldiği zaman bu dahiliği ile ön plana çıkmaya başladı. Kitap okumayan ve derslerle ilgilenmeyen birisi olduğu için matematik teorilerini kendi başına keşfetmesi gerekiyordu. Bunları da düşünerek yaptı ve başarısını yalnızlığıyla birlikte kanıtladı.

Ketum, Kibirli ve Ürkütücü Olarak Tanınırdı

Üniversite arkadaşları onu, ketum, kibirli ve ürkütücü Nash olarak nitelendirdi. Üniversite arkadaşlarından birisi onun, Bach ezgileri mırıldanarak okul koridorlarında dolandığından bahsediyor ve tıpkı diğer dahiler gibi olduğunu belirtiyor. Ayrıca kendini diğer insanlardan da soyutladığını dile getiriyor. Arkadaşına göre birçok filozof gibi o da, içe dönük ve duygusallıktan uzak bir kişilikti. Sözlerine şu şekilde devam ediyor;

“Nash, çıkarlar ve alınması gereken kararlar gereği, insanlar arası kurulması gereken ilişkiler için duygudan arınmış, sayılaştırılmış formüller geliştirmekteydi. Nash’in dünyasında her şey formülize edilebilir ve rakamlara dökülebilirdi.”

Öğrencisiyle Evlendi

Doktorasını aldıktan sonra Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde ders vermeye başlayan Nash, burada hayat arkadaşını buldu. 1957 yılında MIT öğrencilerinden olan Alicia Larde ile evlendi.

OKU:  Şizofreni Tedavi Edilir Mi?

Şizofren ve Dahi

John Nash, şizofren kişiliğiyle de tanınıyordu. Bir gün akademisyenlerle dolu bir odaya daldı ve başka bir galaksiden New York Times’ta kendisine rakamlardan oluşan bir şifreli mesaj geldiğini söyledi. Arkadaşları bunun bir şaka olduğunu düşündü. Oldukça uzun bir süre bunun bir şaka olduğu düşüldü. Hatta bir Boston’da bir akıl hastanesinde tutulurken bile şaka olduğu inancı devam etti. Daha sonra da teşhis koyuldu ve Nash’in Paranoid şizofren olduğu ortaya çıktı.

Oyun Teorisi Üzerine Çalışmaları

Henüz 21 yaşındayken yazdığı bir yazı, ona 45 yıl sonra ekonomi dalında Nobel getirecekti. Bu yazıda, insan doğasına dair birçok şeyi ele alarak, daha iyi anlamamıza olanak sağlayan orijinal fikirler bulunuyordu. İskoç filozof Adam Smith’in senelerdir geçerli olan ekonomi teorisindeki eksik noktaları bile açıklayan bir yazıydı.

Adam Smith’in teorisinin, “bir grubun en yüksek performansı, üyelerinin her birinin kendi başarıları için ellerinden gelenin en iyisini yapmaları gerekir” kısmını; “üyelerinin her birinin kendi başarıları için ve ayrıca da grubun toplam başarısı için ellerinden gelenin en iyisini yapmaları gerekir” şeklinde ifade etti. Bu ifade ise John Nash’in hayatındaki en büyük meşgale olan oyun teorisinin ilk kez ifade edilişiydi.

25 Yıl Halüsinasyon Gördü

Nash, kapatıldığı hastanede 25 yıl boyunca halüsinasyonlarla birlikte yaşadı. Matematiği bu şekilde bıraktı ve tamamen nümeroloji ile ilgilendi. Hatta diğer gezegenlerle dünya arasında elçilik yapan bir peygamber olduğunu düşündü. Galaksilerden gelen şifreli mesajlar aldığını ve rakamlarla dünya ile iletişim kurduğunu söylüyordu. Ona göre; herhangi bir şeyin üzerinde gördüğü rakamlar bile bir şifreydi. 25 yıl boyunca şok terapileri, ilaçlar ve kısa iyileşme süreçleri ile geçti.

Uzun Süre Konuşmadı

Kanuni izinlerle hastalığı süresinde Amerika ve Avrupa’da seyahatlere çıktı. Sofistike bilgisayar programları yazmayı öğrendi. Bir ara eğitmen olduğu Princeton’a giderdi ve bir köşede kahve, sigara içerdi. Bu sırada da yanından ayırmadığı kağıtları etrafa yayıyordu. Kendine selam verenlerle ise hiç oraları olmadı.

OKU:  10 soruda şizofreni

Hastalıktan Kendi Çabalarıyla Kurtuldu

1980’lerin sonunda bir fizik profesörü olan Freeman Dyson’a, “kızınız Esther’i bugün gazetede gördüm” dedi. Dyson’ın kızı bilgisayar konusunda bir otoriteydi. Bu cümleyle Dyson, Nash’i ilk kez konuşurken duymuştu. Dyson duygularını şu şekilde anlatıyor; “Bir kızım olduğunu bildiğini dahi bilmiyordum. Benimle konuşması çok güzeldi. Ama o an afalladım birden. Bu uyanışa tanık olmak olağanüstüydü. Yavaş yavaş, nasıl olduysa kendine geliyordu.”

İlk uyanma belirtisinden sonra bu süreç devam etti. 1990 yıllarında Nash, e-posta ile bir sayı teorisyeni olan İtalyan matematikçi Enrico Bombieri ile yazışmaya başladı. Bu mektuplar ise matematik üzerine yeniden çalışmaya başladığını gösterdi. Bu uyanış, herkesin dikkatini çekti ve kendi halinde insanlarla konuşuyordu ve matematik seminerlerine düzenli olarak katılmaya başlamıştı.

Ekonomi Nobeli

1994 yılının Ekim ayında bir matematik seminerine daha katıldı ve bu sırada Princeton Üniversitesi’nde matematik profesörü olan Harold Kuhn ile telefon görüşmesi yaptı. Harold Kuhn ile 50 yıldır tanışıyorlardı. Telefonda ona, önemli bir şey söyleyeceğini belirtti. Kuhn ise İsveç Bilim Akademisi’nden haber getirmişti. Nash, 45 yıl önce geliştirdiği kooperatif olmayan oyun teorisi ile iktisat alanında Nobel kazanmıştı.

A Beautiful Mind / Akıl Oyunları

John Nash’in ortaya attığı teori, akademik ilgisinin yanında popüler kültür ile de ilgi çeken bir teoriydi. Oyun Kuramcısı Nash, Sylvia Nasar’ın 1998 tarihinde kaleme aldığı biyografisinin ve 2001 yılında çekilen “A Beautiful Mind” filminin konusudur. Oyun kuramı, her bir tercihin, kar ve maliyetinin diğer bireylerin kararlarına bağlı olduğu durumlarda en uygun davranışın seçilmesini inceliyordu. Filmde kendisini Russel Crowe canlandırdı.

23 Mayıs 2015 tarihinde, John Nash ve eşi Alicia Nash Norveç’te yapılan bir ödül töreninden dönerken, havaalanından evlerine gittikleri sırada içinde bulundukları taksinin New Jersey Turnpike‘de yaptığı bir trafik kazası sonucu, her ikisinde de emniyet kemeri takılı olmayan çift hayatlarını kaybetti.

OKU:  Şizofreni genetik mi?

Share.

Comments are closed.