Şizofreni hastaları yasa istiyor

0

Şizofreni Dostları Derneği Başkanı Mesut Demirdoğan “Türkiye’de şizofreni hastalarının ‘ruh sağlığı yasası’ yok. Dünyada ruh sağlığı yasası olmayan birkaç ülkeden biriyiz.” diyor. Hasta yakını Şaduman Karahasanoğlu ise “Şizofreni hastalığı yanlış biliniyor, algılanıyor. İnsanın midesi hasta oluyor da beyni neden hasta olmasın?”

Bir dernek ve üyelerinden bahsetmek istiyorum size: Şizofreni Dostları Derneği. Meslek hayatımda birçok derneğe haber amaçlı gittim, yöneticileri ile görüşmeler yaptım… Bir süre önce, Beyoğlu Talimhane’deki “İstanbul Şizofreni Dostları Derneği”nin kapısını çaldım. Dışarıda hava soğuk ve yağmurluydu. Kaloriferler yanmıyordu ama içerideki insanların güler yüzlü oluşu, hayata tutunmak için verdikleri mücadele içimi ısıttı. Kapıda, Ayhan Ercan karşıladı beni. “Hoş geldin” dedi, oturur oturmaz bir bardak demli çay koydu masaya; “Dışarısı soğuk ama sohbetimizle ısınırsın” diyerek gülümsedi. Ayhan Ercan şizofreni hastası; Ordulu, 48 yaşında.

İstanbul Şizofreni Dostları Derneği, 1996’da psikiyatri doktorları ve hasta yakınları ile birlikte, şizofreni tanısıyla tedavi görmekte olan kişiler tarafından kuruluyor. 432 üyesi bulunan dernekte, psikiyatri doktorları ve diğer sağlık çalışanları gönüllü danışmanlık hizmeti veriyor. Üyelerin etkinliklere katılımının sağlanması ve tüm idari işlerin üyelere bırakılması, kendilerine olan güvenlerini pekiştirmiş; tekrar toplum içine karışmalarını ve sosyal yaşamda yerlerini almalarını sağlamış.

Şizofreni Dostları Derneği Başkanı Mesut Demirdoğan’ın odasına geçtim. Dernek Başkanı Demirdoğan, şizofreni hastası.

Sıcak, samimi bir ortamda başlıyor sohbetimiz:

 Mesut Bey, Türkiye’de ne kadar şizofreni hastası var, rakam verebilir misiniz?

-Şizofreni hastası 400-600 bin arasında. Diğer benzeri hastalıklarla birlikte 1 milyona yakın ruh hastası var. Şizofreninin toplumda görülme oranı yüzde bir. Dünyada da aynı şekildedir. Her 100 kişiden biri tedavi görüyor.

 En can alıcı sorununuz nedir?

-Türkiye’de şizofreni hastalarının ‘ruh sağlığı yasası’ yok. Dünyada ruh sağlığı yasası olmayan birkaç ülkeden biriyiz. Meclis’te görüşmeler devam ediyor. Çok zor bir süreç, yavaş ilerliyor. Tasarı hazırlanıp meclise sunulacak.

 Bu konuda kimler çalışıyor?

-Türkiye Psikiyatri Derneği İstanbul Şubesi ve onunla birlikte Ruh Sağlığı Platformu var. 10 senedir üzerinde çalışılıyor, bir ara başarı sağlanamadı, tekrar üzerinde çalışılıyor. Sıkıntımız ‘ruh sağlığı yasası’nın olmaması.

 “Ruh sağlığı yasası”nın sizce önemi ne, ne ifade ediyor?

-Ekonomik ve siyasi konuda birçok faydası var. Ekonomik alanda boşluk var, bu boşlukların doldurulması açısından da önemli. Örneğin; şizofreni hastaları araç kullanabilir mi; hangi durumlarda vesayet altına alınır; hangi durumlarda hastaneye yatırılır; suça karıştığında ceza mı alır, tedavi mi edilir; askere gider mi, hangi koşullarda askere gider veya gitmez; oy kullanabilir mi; ehliyet alabilir mi? Miras davalarında ciddi sorunlar yaşıyoruz.

OKU:  Türkiye Psikoterapi Zirvesi 28-29 Nisan'da

 Siz oy kullanıyor musunuz?

-Kullanıyorum. Hastanede yatanlar ve vesayet altında olanlar kullanamıyor.

 Kaç yıldır şizofreni hastasısınız?

-30 yıldır hastayım, hâlâ tedavi görüyorum. Düzenli olarak ilaçlarımı kullanıyorum.

 Neler yaşadınız, kısaca anlatır mısınız?

-Rahatsızlığım 16-17 yaşlarında başladı. Tipik belirtileri arasında ölüm korkusu, içe kapanıklık, korku ve benzeri kaygılar var. 16-17 yaşında dahiliye doktoruna gittim, o da beni psikiyatriste gönderdi. Ayakta tedavi gördüm ve hastaneye yatışlarım oldu. İki sene Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yattım. Hastaneden sonra ilaç kullanmaya başladım. Düzenli ilaç kullanmazsanız hastalık nüksediyor. Ben düzenli ilaç kullanıyorum.

 Şizofreni hastaları askere gidiyor mu?

-Sıkça yaşadığımız sorunlardan biri de askerlik sorunu. Hastalığınızı askerlik şubesine bildirirseniz, askeri hastaneye gönderiyorlar. Durumunuz incelenip ‘şizofreni’ tanısı konulursa askerlik yaptırılmıyor.

 Şizofreni hastası olup da askerlik yapan var mı?

-Askerlik yapmak isteyen kişiler var.

 Bir şizofreni hastası askerde ne gibi sorunlar yaşayabilir?

-Uykusuzluk, aşırı öfkelenme, unutkanlık, arkadaşlarla uyumsuzluk, paranoya, korku gibi sorunlar yaşayabilir.

 Siz kaç ay askerlik yaptınız?

-1989’da, Hatay’da jandarma olarak yaptım. Benim askerliğim ‘kontrollü’ idi. 12 Ay sonra raporlu olarak ayrıldım.

 Silah verdiler mi size?

-Verdiler.

 Son yıllarda Ruh Sağlığı Merkezleri açıldı. Sizin için ne ifade ediyor bu merkezler?

-Çok şey ifade ediyor! Bir kere eve kapanmaktan kurtuluyorsunuz. Terapiler yapılıyor, resim, müzik, el sanatları üzerine çalışmalar yapılıyor… Çok iyi saz, gitar çalan, şarkı türkü söyleyen arkadaşlarımızın olduğunu orada öğrendik. Sosyalleşiyor insan, yalnız olmadığını görüyor. Dayanışma ve paylaşım bilinci gelişiyor, dışarıdaki hayata uyumu kolaylaşıyor.

 “Şizofreni hastası” denildiğinde toplumda farklı çağrışımlar oluyor mu?

(Gülüyor…)

-Şizofren mi, tamam! “Deli, saldırgan, ne yaptığını bilmez, tehlikeli insan” görüyorlar. Ama inanın öyle değil, bu sıfatların hiçbirini hak etmiyoruz! Hasta, ilacını alırsa, düzenli tedavi görürse sorun yok. Topluma şöyle bir bakın; son yıllarda adam öldürme, yaralama benzeri olaylara karışan ne kadar şizofreni hastası var? Şizofren hastaların suça karışma oranı diğer insanlardan fazla değil. Bir şizofreni hastası kavgaya karıştığında, başta medya olmak üzere, “şizofren dehşeti” benzeri manşetler atılıyor. Öte yandan, şizofren olmayan biri pompalı tüfekle 4-5 kişiyi sıraya dizip öldürüyor, “pişman değilim” diyor. İnsaf! Yazıp çizerken önyargılı olmamalı insan. Şizofren mi, vur abalıya! Ben “şizofreni hastaları suç işlemez” demiyorum; işler ama diğer insanlarla karşılaştırın, tablo ortaya çıkar.

OKU:  Avicii'nin Ailesi: Yaşam, anlam ve mutluluk hakkındaki düşüncelerinde zorlanıyordu

 “Damgalanma” olayı nedir?

-Allah kahretsin! İşe girerken karşınıza çıkıyor. İş başvurusu yaptığınız zaman, şizofreni hastası olduğunuzu belirtirseniz olumsuz cevap alıyorsunuz. Önyargıyla karşımıza çıkıyorlar. Bu durum hastalığın saklanmasına, hastalıktan utanmaya, “Aman kimse duymasın” düşüncesine neden oluyor. Yıllarca hastalığı saklama mücadelesi ayrı bir yıpranma ve yorgunluk veriyor. Ailemin ve benim de ilk refleksim buydu. Yıllar sonra derneğe üye oluşum ve dernekte aldığım görevler beni cesaretlendirdi; “Ben şizofreni hastasıyım” diyebildim.

 Sokakta yaşayan şizofreni hastası var mı?

-Var. Bu arkadaşlarımızın sayısını bilmiyoruz. Şizofreni hastaları genelde ailelerinin yanında kalıyorlar. Devlet sokakta yaşayan arkadaşlara ev tutmalı veya kira yardımı yapmalı. Sosyal devletin gereği budur. Küçümsenmek, acınmak istemiyoruz!

 Derneğin kirasını ödemekte zorlanıyor musunuz?

-Evet, her ay aynı sıkıntıyı yaşıyoruz. Sponsor bulmakta zorlanıyoruz.

 Evlenen arkadaşlarınız var mı?

-Var. Dernekte bir arkadaş evlendi. 8 yıl evli kaldılar, daha sonra boşandılar.

 Şizofreni hastası Ayhan Ercan: “Dernek, hayata tutunmamı sağladı”

Dernek Başkanı Mesut Demirdoğan’a teşekkür ettikten sonra, bana sıcak gülümsemesiyle kapıyı açan şizofreni hastası Ayhan Ercan’a soruyorum:

 Ayhan Bey, Şizofreni Dostları Derneği hayatınıza ne kattı?

-Derneğe gelmeye başladıktan sonra hayatımda ciddi değişiklikler oldu. Eskiye göre çok daha iyiyim. Tamamen normale dönmek istiyorum. İlaçlarımı düzenli alıyorum, ayda bir kontrole gidiyorum. Çevremle sorun yaşamıyorum. Kitap okuyorum. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğum dönem aldığım kitaplar vardı, onları okuyorum. Okudukça güçlendiğimi hissediyorum. Dernek, benim hayata tutunmamı sağladı. Burada bir aile gibiyiz…

 Hasta annesi Şaduman Karahasanoğlu: “Hastalığın ne olduğunu anlayamadık!”

Şaduman Karahasanoğlu 68 yaşında. Trabzon Maçkalı. Maçka’nın tipik özelliklerini taşıyor. Benimle konuşmadan önce gazeteci kimliğimi görmek istedi. Şaduman Hanım lise mezunu. Eşini kaybettikten sonra çocuklarına hem annelik hem babalık yapmış. Çok zor günler yaşadığını anlatıyor. Dernekte Temel, Fadime, Dursun fıkraları anlatarak çevresine güç veriyor.

OKU:  İntiharlar en çok 20-24 yaş grubunda

 Şaduman Hanım, çok kötü şeyler yaşadığınızı söylediniz. Bahsetmek ister misiniz?

-Oğlum lise 2’de 16-17 yaşlarında idi. Şu an 42 yaşında. Doktora gittik, doktor teşhis koyamadı, “Lise çağında, gençlikte olur böyle şeyler” dediler. Hastalığın ne olduğunu anlayamadık, “şizofren” diyemiyor doktorlar. O dönemler doktorların tedavi edici özellikleri yoktu, uyutuyorlardı. Zamanla çok güzel ilaçlar çıktı. Bir anne olarak hastalığın ne olduğunu anlamıyorsun, anlatamıyorsun! Çevremden utanıyorum, kendime öfkeleniyorum… “Ben iyi anne değilim” demeye başladım. Uzun süre kimseden destek alamadım.

Teşhis konulduktan sonra terapi ve tedavi süreci başladı. Çocuğum kendine geldi. Bu noktada derneğin çok faydası oldu. Derneğe geldiğimde yalnız olmadığımı gördüm. Karşılıklı bilgi alışverişinde bulunduk. Çocuklar arkadaşlar edindi. İlaç, terapi derken şimdi çocuğum yeni doğmuş gibi. Beni de hayata bağladı. Burada önemli olan anne babanın hastalığı anlaması. Şu anda çok yol aldık. 14 senedir Çapa’ya gidip geliyoruz. Terapiden her gelişinde gözlerinin çakmak gibi yandığını görüyorum. “Nasılsın oğlum?” diyorum. “İyiyim anne, tiyatro-müzik çalışmasına gideceğim” diyor.

 “Misafirliğe gittik, çocuğumun elini sıkmadılar”

-Bir arkadaşımın evine misafirliğe gittik. Ev sahibi herkesle tokalaştı, “hoş geldin” dedi. Oğluma bir merhaba, hoş geldin ya da nasılsın demedi. Ayakta donduk kaldıkı, kımıldayacak durumda değildik. Başımızdan aşağı bir kazan kaynamış su döküldü. Önce çok öfkelendim ama bilgisizliğine verdim… Bunu niye anlattım; şizofreni hastalığı yanlış biliniyor, algılanıyor. İnsanın midesi hasta oluyor da beyni neden hasta olmasın?

 Doktor bile “Bu anlamaz” derse, vah halimize!

Şaduman Hanım şöyle devam ediyor sözlerine:

-Oğlumun apandisti vardı. Ameliyattan korkuyordu. Hastalığın verdiği korku da eklenince, heyecanlanmaya başladı. Her insan ameliyattan korkar! Doktora kaş göz işareti yaptım, “Ameliyattan bahsetme, ona söyleme ameliyat olacağını!” Doktor, oğlumun yanında bana demez mi, “O anlamaz!” İnsaf yahu! Bir doktorun ağzından çıkan söze bakar mısın? Şizofreni hastaları başkalarından daha az akıllı değil. İnsanlar hem eğitimsiz hem bilgisiz. Bir başka doktora gittik, o da bize “Bu iyileşmez, ver eline sigarayı, içsin gezsin” dedi!

Ahmet Külsoy, Cumhuriyet

Share.

Comments are closed.