Ahmet Ümit: İyi cinsellik yaşamıyorsanız ruh hastası olursunuz

0

Yazar Ahmet Ümit, Türkiye’de çocuklara cinsellik eğitiminin verilmediğini belirterek, “İyi cinsellik yaşamıyorsanız ruh hastası olursunuz, sapık olursunuz, net!” yorumunda bulundu.

Yazar Ahmet Ümit, Türkiye’de cinselliğin sadece “erkekler için olduğu” düşüncesinin hâkim olduğunu söyleyerek, “Türkiye’de kadınların ne kadarı orgazm olabiliyor? Burada erkeğin de mutlu olması mümkün değil ki. Erkek şiddetine dönüşüyor cinsellik. İyi cinsellik yaşamıyorsanız ruh hastası olursunuz, sapık olursunuz, net” dedi.

Posta’dan Oya Çınar’a konuşan Ümit’in açıklamaları şöyle:

‘Kırlangıç Çığlığı’ çıktı. Çok sürükleyici ama çok da sarsıcı…

Yazar, dünyayı gösteren bir ayna gibidir. Bu kitap da Türkiye’nin bu dönemine ayna tuttu. İçinde Suriyeli mülteciler, çocuk tacizcileri, bir seri katil ve organ mafyası var. İnsanlar bunları görmek, konuşmak dahi istemiyor. Ama hayır, hepsiyle yüzleşmek zorundayız. “Nasıl bu hale geldik?” sorusunun cevabını ancak yüzleşerek bulabiliriz.

Tüm bunları yazmak ruh halinizi nasıl etkiledi?

Müthiş acı çektim yazarken… Beni en zorlayan kitaplarımdan biri oldu. Sık sık ara vermek zorunda kaldım. Kendimi hırpaladım. Ama benim bir yazar ve aydın olarak işim, gerçek ne kadar acı olursa olsun, ona en doğru mesafeden bakıp onunla yüzleşmek. Gözlerim yana yana o gerçeğe bakmam gerekiyordu.

Avrupalılar bizi, biz Suriyelileri küçümsüyoruz

‘Kırlangıç Çığlığı’ Suriyeli göçmenleri işaret eden bir metafor. Neden kırlangıçları seçtiniz?

Kırlangıçlar göç ederken ciddi fırtınalara yakalanıp yollarda ölürler. Onların tepemizden çığlık atarak geçmelerini çoğunlukla sevinç çığlıkları olarak anlıyoruz biz. Ama ben onu metaforik olarak yolda kaybettikleri arkadaşlarına yaktıkları ağıt olarak gördüm, öyle duydum ve yorumladım.

Suriyeli göçmenlere yönelik olumsuz tepkileri de sert şekilde eleştiriyorsunuz kitapta…

Evet, çünkü bu çok kötü bir yere gidiyor. Almanya’daki bir Türk ailesini düşünün. Gelenek ve göreneğinden tutun, giyim kuşamına kadar… Nasıl ki onlar, ya da Avrupalılar Türkleri yadırgıyor, küçümsüyorsa biz de aynısını Suriyelilere yapıyoruz. Her ne olursa olsun ırkçılığa kapılmadan, insanlık temelinde yürümemiz gerekiyor.

OKU:  Şizofreni hakkında derin bir röportaj

Burada en büyük tehlike ne sizce?

Böyle devam edersek Suriyeliler’e karşı oluşan nefretten büyük bir suç damarı çıkacak. Görüyorum, insanlar nefretle bakıyor onlara ve bundan müthiş elem duyuyorum. Onları topluma entegre etmemiz gerekiyor. Yazarak yapmaya çalıştığım şeylerden biri de gözümüze inen o ‘iyi insan’ perdesini kaldırmak. Hayır bakın, biz o kadar da iyi değiliz. Kendimize atfettiğimiz kadar vicdanlı ve merhametli değiliz. Kendimizi kandırmayalım!

Gücün karşısında boyun eğmek ahlaksızlıktır

Peki, çocuk tacizcilerini öldüren bir seri katil mi, yoksa dünya bu haldeyken, “Bana ne” deyip keyfine bakan bir insan mı daha tehlikeli?

Seri katiller modernizmin yarattığı vahşi insan avcılarıdır. Öldürerek ruhunu doyuran sapıklardır ama neticede mutlaka yakalanırlar. Ama seri katil, var olan toplumsal sistemin bir sonucudur. Sadece güçlülerin hayatta kalabildiği bir dünyaya doğru gidiyoruz. Asıl sorun bu. Kendi türümüzü vahşice ortadan kaldırıyoruz. Tüm bu düzenin içinde, “Bana değmeyen yılan bin yaşasın, nasılsa benim çorbam kaynıyor” diyen, gücü elinde bulundurup bu sistemi devam ettirenler tabii ki daha suçlu.

Taciz ve cinayetlere dair rakamlar verildiğinde bazı kesimler rahatsız oluyor. Reddediyor. Neden?

Çünkü halının altına süpürünce olayın çözüleceğini düşünüyorlar. Bir baba öz çocuğunu taciz ediyor ama anne sırf yuva dağılmasın, sistem bozulmasın diye sesini çıkarmıyor. Böylece suç oranı artıyor. İnsanın doğası bozuluyor. Bakın, bozulan arabayı tamir edebilirsiniz ama insan bozuldu mu bunun telafisi yok. İnsan ruhu bozuluyor. Yozlaşıyor. Soysuzlaşıyor.

Sizin ‘iyi insan’ tarifiniz nedir?

İnsan vicdanlı olandır. Merhametli olandır. Zayıfın yanında zayıfla beraber olabilendir. Ne yapalım? Yaşlılar ölsün mü? Fakirleri, kadınları, çocukları ne yapalım? Bugün ‘haklı’ diye bir şey yok, sadece ‘güçlü’ var. Bu ahlaksızlıktır. O gücün karşısında boyun eğmek de, o gücü kötüye kullanmak da soysuzluktur. Yıkımdır bu.

OKU:  Canan Karatay: Ben iki aile büyüğümü antidepresan yüzünden kaybettim, biri abimdi

Siyasilerimiz topaç gibi dönüyor

Ülkemizde cinselliğin hâlâ bu denli tabu olmasını neye bağlıyorsunuz?

Çünkü çocuklarımıza cinsel eğitim vermiyoruz. Ve cinselliğin sadece erkekler için var olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de kadınların ne kadarı orgazm olabiliyor? Burada erkeğin de mutlu olması mümkün değil ki… Erkek şiddetine dönüşüyor cinsellik. İyi cinsellik yaşamıyorsanız ruh hastası olursunuz, sapık olursunuz, net!

Neden bir türlü çözüm üretilemiyor?

Çünkü siyasilerimiz fırıldak gibi, topaç gibi dönüyorlar. İnsanlar umurlarında değil. Ortada kanayan bir yara var. Acı ama gerçek. Sadece bu konuda değil, her konuda aynı açmazdayız. Toprağımız, sularımız kirleniyor, doğa mahvoluyor. Kanser oranları arttı. Neden? Daha çok para için. Ama üzgünüm. Böyle giderse o parayı kimse yiyemeyecek.

Bu 26. kitabınız ve 300 bin basıldı. Bu kadar okunan bir yazar olmak insanda ego büyümesi yapıyor mu?

Aksine, bende küçülme yapıyor. Hâlâ seyahatlerimi metroyla yapıyorum. 20 yıllık arkadaşlarımla oturup rakı içiyorum. Bir an bile kibire kapıldığımı hatırlamıyorum. Yüz binler okuyormuş… Eee? Öbür tarafta adam atomu parçalıyor. O benden kıymetli.

Posta

Share.

Comments are closed.