‘Sahipsiz çocuk ve gençler, canlı bomba adayı’

0

Ülke olarak, Kayseri ve İstanbul Beşiktaş’ta gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarının etkisinden hâlâ kurtulamadık. Terör saldırıları, sosyal hayatımızı etkilerken ve özellikle yakınlarını kaybeden vatandaşlarda ciddi psikolojik etkiler bırakırken, uzmanlar bir yandan da canlı bomba olmayı tercih eden kişilerin içinde bulunduğu durumları ve bu yolu seçme nedenlerini tartışıyor. Psikoterapist Mehmet Karakaya, canlı bomba saldırısı düzenleyerek kendisinin ve başkalarının hayatını sona erdirme hissinin altında yatan nedenleri anlatırken, “Genellikle bu kişilerin çocukluk çağında ‘işgal’ edilme süreçleri vardır” şeklinde konuştu. İşte canlı bomba profilinin bütün ayrıntıları…

Canlı bomba kullanarak gerçekleştirilen terör saldırılarının insanlık adına korkunç bir eylem olduğunu belirten Psikoterapist Mehmet Karakaya“Hem kendini, hem de başka insanları patlatarak öldürme, öfke duygusunun zirvesidir. Bir kişinin bu kadar öfke taşımasının altında da genellikle çocukluk çağında ‘işgal’ edilme süreçleri vardır. Çocukluk çağında işgale uğramış ve sahipsiz çocuklar, birer canlı bomba adayıdır” şeklinde konuştu. Canlı bombalar, gruptaki, ihtiyaçlarının karşılanmadığı bir çocukluk yaşamış, kendini kanıtlamak isteyen, bu ve benzeri gibi nedenlerle büyük bir öfke duygusunu içinde taşıyan kişilerden seçiliyor. İşte Karakaya’nın çizdiği canlı bomba profili.

Psikoterapist Mehmet Karakaya, terör örgütlerinin son dönemde başvurduğu canlı bomba ya da intihar eylemcisi yöntemleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Karakaya, İntihar bombacıları ya da ‘Canlı bomba’ olarak seçilen tiplerin rahatlıkla duyguları harekete geçirilebilecek kişiler olduklarını anlatırken şöyle dedi:

“Grubun ya da örgütün içinde kendini feda etme, bir kahraman olma duygusu, bir değer kazanma arzusu ön plana çıkıyor. Bir ses getirme biçimi. Bu kişilerin nasıl bu hale getirildiği ya da eylemi gerçekleştiren kişinin psikolojisinden düşündüğünüz zaman kendi ideoloji açısından yüksek bir duygu ile donatılıyorlar. Çünkü eylem yerine giderken grubu için çok önemli bir iş yapmaya gittiğini düşünüyor. Öldürme eylemi, özellikle ağır kişilik bozukluklarında görülen ve ‘cinai öfke’ adı verilen duygunun patlaması sonucu gerçekleşir. Yani basitçe anlatımıyla öldürmenin kökeninde öfke vardır” ifadelerini kullandı. Öldürme eyleminin, kişinin kendisine yönelmesinin ise öfke duygusunun çok yoğun olduğunu gösterdiğini vurgulayan Karakaya, ”Hele ki bu eylem kişinin hem kendisini hem de diğer insanları patlatarak öldürme şeklinde canice ortaya çıkıyorsa, bu durum öfkenin en zirve noktasını göstergesidir. Bir insanın bu kadar yoğun bir öfke taşımasının altında da genellikle çocukluk çağındaki ‘İşgal’ edilme süreçleri vardır. Çocuklukta, başta anne baba ve diğer insanlar tarafından ağır işgale uğramış bu bireyler, ileriki yaşantılarında yoğun öfke duyguları taşırlar. Bir çocuğun işgal edilmesi, genellikle fiziksel, cinsel ve duygusal istismara uğraması şeklinde olabildiği gibi ilgi ve sevgi görememe, ihtiyaçlarının hiç karşılanmaması sonucu yoğun değersizlik hissetmesi şeklinde de ortaya çıkabilir. Çoğu kişilik bozukluklarının kökeninde eleştirilmiş çocukluk yaşantıları ve buna bağlı yoğun değersizlik duyguları bulunmaktadır.”

“ÖRGÜT İÇİNDE KENDİNİ KANITLAMA”

İlgili:  Orhan Şimşek babasını nasıl öldürdüğünü anlattı

Psikoterapist Mehmet Karakaya, bir de işin Narsisizm boyutu da bulunduğunu, bunun bireyin yaşadığı yoğun değersizlik duygusunu kapatabilmek için bir ömür verdiği var olma ve görülme mücadelesini içerdiğini anlattı. Karakaya, şunları anlattı:

“Bir takım narsisitik bireyler bu mücadeleyi ‘Üreterek, güç elde ederek ve insanların takdirini alma’ gibi göreceli olarak daha yapıcı pozitif alanlarda kullanırlar. Ancak bazı bireylerin sahip olduğu imkanlar kısıtlı olduğundan bunlar da kendilerini birtakım örgüt ve ideolojik gruplar içerisinde yer alarak var etmeye çalışırlar. Buradaki temel amaç (Ben varım, beni görün, ben de bu gücün bir parçasıyım) mesajı verebilmektir. Bu kişiler, bu gruplara girdikten bir süre sonra kendileri dışındaki bütün grupları düşman ve kötü olarak algılamaya başlarlar ve bu şekilde öfkelerini dışa vurma imkanı bulur. Yine bu bireyler zaman içerisinde kasıtlı olarak grup dışına itilirler ki bu durum ruh dünyalarındaki değersizlik duygularını tetikler. Zamanla yeniden grup tarafından kabul edilebilmek için kendilerine verilen her türlü görevi kabul edebilecek bir ruh hali içerisine itilirler. Taa ki kendilerini patlatana kadar. Üstelik kendisini patlatarak öldürme eylemi de ağır narsisitik patolojideki birisi için son derece gösterişli bir sondur. Hayatı boyunca hiç görülmemiş ve var olmamış bir birey, ancak bu şekilde bir ölüm ile bütün dünya televizyonlarında adını duyurma imkanı bulur.”

Share.

Comments are closed.