Babam sınıfta kaldığımı öğrenince ‘okumayacak mısın?” diye sordu

0

2018-2019 sömestr tatili (15 tatil, yarıyıl tatili) 18 Ocak 2019 tarihinde verilecek olan karnelerin ardından başlamış olacak. Sömeştir tatili, 3 Şubat 2019 tarihinde sona erecek. Öğrenciler, 4 Şubat Pazartesi günü ders başı yapacak. İkinci kanaat dönemi ise 14 Haziran 2019 tarihinde sona erecek.

Sömestr tatili başlarken eski bir öğrencinin anısına kulak verelim mi?

Fal ve büyünün best seller olduğu bir dönem ve lokasyonda yetiştim. Lise 1’de 8 dersten bütünlemeye kaldığımda annem Çorlu’da bi muskacıya götürdü. Saatlerce yol gittik Ağustos sıcağında. Sekiz tane kesme şeker verdi adam. “Sınavdan önce ye” dedi. Yedim. 6 dersten sınıfta kaldım.

Babam sınıfta kaldığımı öğrenince bir yıl küsmeden önce karşısına alıp yaptığı o son konuşmada sordu. “Okumayacak mısın?” dedi. Okuyacağım, dedim. “Neden çalışmadın?” dedi. Kem küm, tonla yalan dolan sıralarken stres altında ağzımdan kesme şekerleri de kaçırdım.

Babamın yüzünde nadiren “Boşa kürek çekiyorum amk!” yılgınlığı görmüşümdür. Sus pus oldu.. Kendi kendime “sıçtık. şimdi kalkacak önce annemi parçalayacak sonra beni..” diyorum, korkudan da ince bi titreme tuttu zira babamı pas geçsek annem net dövecek olayı babama duyurduğum için.

Uzun uzun sustu. “Şimdi bu Maruşka seni muskacıya götürdü. Sen de şekerleri yersem dersleri de geçerim diye inandın, kitapların kapağını açmadın öyle mi?” dedi. Ne inandım diyebiliyorum, ne inanmadım diyebiliyorum ortaya karışık geveliyorum cevaba giden yolu uzatıyorum.

“Sana akşama kadar müddet veriyorum git odana iyice bi düşün. Şeker yiyerek sınav geçeceğine inandın mı, inanmadın mı gel bana söyle. O zaman konuşcaz” dedi. Ben bu “iyi düşün” dersini evvelce aldım. İyi düşünmediğim için 4 sene kız sanat okumuş çocuğum neticede.

Şimdi “inandım” desem gerçeği net yansıtmış olmayacağım. İnanmadım desem de pek doğru olmayacak. Gerçekten saatlerce düşündüm. Sonunda babama “inanmak galiba biraz da işime geldi” ile başlayan bi savunma hazırladım ve “dürüstlüğüm” için kendime de takdir ettim.

OKU:  Okul başarısını etkileyen 6 öneri

Neyse. Ben daha “yani işte aslında galiba inanmak birazcık da işime geldi” derken babam “dur” dedi. “Yani sen aslında şekerlere inanmadın ama ders çalışırken sokağa çağırdıklarında “amaan şeker var nasılsa” dedin ve kapadın kitabı çıktın öyle mi?” dedi.

“Keşke inandım deseydin çözümü daha kolaydı. Bu dediğinin çözümü çok zor be evladım” dedi. Bok gibi kaldım. “Sen geleceğini umursamıyorsun, kendi hayatınla ilgili bir sorumluluk hissi taşımıyorsun. Bu yaştan sonra sana kendinle ilgili bir hedef kazandırmak çok daha zor” dedi.

“O zaman şöyle yapalım” dedi. “Sen şimdi hiç okumak için şartlarını zorlayan, eğitimli bir insan olmak, memlekete faydası dokunsun diye götünü yırtan, bunun için çabalayan bi çocuğun yerini işgal etme. Okuma, artık okulu bırak” dedi.

“Ben hemen yarın seni bizim durakta helal süt emmiş birine vereyim. Seç. Bak Aydın var, taksici. Kasabın oğlu var, askerden yeni geldi. Evinin kadını ol. Çocuklarını doğur. Kocana hizmet et. Bak, önünde model de var; annen. Sen bu yoldan yürü.” dedi. Kalktı gitti. GİTTİ evden..

Annem, “İsmet yapma, saçmalama çocuğun bi suçu yok ben götürdüm” kartını bi tur oynadı ama babam ona cevap vermeye tenezzül bile etmedi. Adamda sıfır öfke. Çıktı gitti evden. Benim içim çürüdü. Uyku uyuyamadım. Gelin olmuş gidiyorum amk…

Mahallede Nurten Teyze’ye, Hayriye Abla’ya bakıyorum kendimi görüyorum.. Eteğimde dört çocuk, bidonla çeşmeye gidiyorum.. Sana kuyruğundayım.. Bit ayıklıyorum. Kocamı dostundan ayırmak için okusun diye aşağı mahalledeki Çingen Leyla’ya gidiyorum, mutfak parasından artıtıp filan…

Babam üç gün boynunca kabus görmeme izin verdi. Ananem ve annem arabulucu olarak babamla pek çok seans düzenlediler. Onları da bi güzel inletti. Sonunda kararını açıkladı. O zaman sınıfta kalınca evde bekleme vardı. “Bekleme yapmayacak, yeniden aynı sınıfı okuyacak.” dedi.

OKU:  Yılda 12 bin çocuğun kaybolması kimin umurunda

Ve o bir yıl boyunca benimle tek bir kelime dahi konuşmadı. Tek bir kelime… Aynı odada oturmadı. Ben gelince odayı terk etti. Çayını doldurdum içmedi. Elimden yemek yemedi. Benimle sohbeti kesti.

Rahmetli annem de o günden sonra hacıdır, hocadır, büyüdür, faldır gibi işlerden uzaklaştı hatta nefret etme boyutuna kadar geldi. Benzer durumlarla muhatap olması gerekirse bulunduğu ortamı terk ederdi. “Aysel abla filanca çok güzel fal bakıyor” bile deseniz terslerdi.

Ben bir daha sınıfta kalmadım. Büyüdür, müyüdür o tip işleri hiç sallamam; sallayana da iyi gözle bakmam. Faldır, gökyüzüdür gibi konulara düşkünlüğüm yok. Dönem dönem ilgimi çekti elbette ama gelecekten spoiler yemeyi hiç sevmiyorum. Son kararım.

Gençliğimde çok övülen birkaç falcıya gittim. Çoğuna da sayı tamamlamak için dahil oldum. İş yerindeyken “Ay kadın 6 kişi toplanınca bakıyor allah aşkına gel” derlerdi. Herkese şakır şakır anlatan falcı sıra bana gelince “sende put çıktı bakamıyorum” derdi. Hiç sekmedi bu.

Hikayenin başını daha önce anlatmıştım. Sınıfta kaldığımı babama açıklamamız da hayli zor olmuştu. Hemen koşarak söyleyemedik, takdir edersiniz ki.. Bütünlemeye kaldım. Sınavlara girdim. 6 dersle kurula da girdim. Sınıfta kaldığım kesinleşince finalde durumu babama söyledik…

Share.

Comments are closed.