Etkin Ünal: Boşanmak ölüm gibi bir şey ama ortada cenaze yok

0

Tugay Kerimoğlu ve Etkin Ünal, 90’lı ve 2000’li yıllar boyunca futbol dünyasının gıptayla bakılan çiftlerindendi. Tugay, Türk futbolunun en şaşaalı kariyerine imza atan oyuncularından oldu, Galatasaray, Glasgow Rangers ve Blackburn Rovers’ta oynadı. 22 ve 14 yaşlarında iki çocuğu olan çift, tek bir gün bile kavga etmedi. Etkin’in deyimiyle “yüzde 90’ı mükemmel” bir evlilik yaşadılar. Peki 25 yıllık bu mükemmel evlilik neden bitti? Bir kadın neden 25’inci evlilik yıldönümüne bekar girmek için boşanma tarihini bir gün önceye aldırır? “Yolumuz bitti. 20 yıl boyunca 40 bin kişinin verdiği alkışı ben ona veremedim” diyen Etkin Ünal ile Hürriyet‘ten Cengiz Semercioğlu’nun yaptığı röportaj….

Etkin Hanım, İzmirlisiniz değil mi?

– İzmir-Karşıyakalıyım. Ama annem Ayvalık’ta, babam Bodrum’da yaşıyor. Urla Gençlik Kulübü’nde basketbol oynuyordum. Sonra 16 yaşında İstanbul’a, Galatasaray’a transfer oldum. 18 yaşında Tugay’la tanıştım. 19.5’ta da evlendim. O zamanlar kendimizi kocaman zannediyorduk. Meğerse hayatının kararını 19 yaşında vermek iyi bir şey değilmiş.

Öyle mi düşünüyorsunuz?

– Evet. Hayatının kararı 19 yaşında verilir mi? Bir kere yapılacak herhangi bir şeyin kararını 19 yaşında verirsen ne kadar doğru olur?

Kızınız ve oğlunuz kaç yaşında?

– Melisa 14, Berke 22 yaşında.

Melisa 5 sene sonra evlenmek istese izin verir misiniz?

– Asla izin vermem. Mutlaka erteletirim 30 yaşına kadar. Benim dönemimde de annelerimiz erken olduğunu söylemişti ama biz kendimizi kocaman zannediyorduk.

Basketbol kariyerinize veda ettiniz evlilikten sonra…

– 4 sene üst üste Galatasaray’da şampiyonluk yaşadık. Efsane kadroyduk. Evlenmeden önce basketbolu bıraktım. Tugay’ın hayatına kanalize oldum. Ben 21 yaşındayken ilk çocuğumuz oldu. Birden bire hem anneliğin hem de onun hayatının içinde buldum kendimi. Ve kendi hayatımı unuttum.

“Keşke basketbol kariyerime devam etseydim” diyor musunuz?

– Hiç keşkem yok. Ne yaptıysam iyi ki yapmışım diyorum. Bundan sonra da hiç keşkem olmayacak. Evliliğim dahil yaşadığım her şeyden çok memnunum. Yüzde 90’ı çok güzel, mükemmel bir evlilik geçirdim. Sadece yüzde 10’luk bölümü kötüydü, o da boşanma süreciydi zaten… Evliliğin kitabını bile yazarım, o kadar güzel bir evlilik geçirdim.

Öyleyse neden boşandınız?

– Anlaşamadık. Yolumuz bitti. Bu evlilikte kimse kimseyi yarı yolda bırakmadı. Öyle görülmesin. Yorgunluklar vardı 19 yaşından beri. Yol bitince kimse yeniden yol inşa etmeye çalışmadı. Ben Tugay’dan bekledim, o benden bekledi. Ama herkes yorgundu. Yapacak hiçbir şey yok.

19 yaşında evlenmek daha mı çabuk yoruyor insanı?

– Bence 19 yaşında hayatının kararını vermemelisin. Evlilik için erken bir yaş. Çocuğuma asla böyle bir şey için izin vermem. Çok harika olsaydı sonuna kadar sürerdi zaten.

23 Aralık 1993, Galatasaray Kaptanı Tugay Kerimoğlu, Etkin Ünal ile evlendi. Çiftin şahitliklerini Adnan Polat ile Karl-Heinz Feldkamp yaptı. Yeşilyurt Penta Otel.

BASKETBOLU BIRAKTIĞIM İÇİN PİŞMAN OLMADIM

İyi basketbol oynar mıydınız?

– İyiydim. 4 numara pivot pozisyonunda oynuyordum. Hem milli takımda hem Galatasaray’da forma giyiyordum. Hem de çok genç olmama rağmen. Gelecek vaat ediyordum ama 18 yaşında bıraktım. Yine de kariyerimi bıraktığım için pişman olmadım. Yaşadıklarımdan da öyle. Her şey güzeldi. Ama böyle oldu. Yapacak bir şey yok.

Evlendikten sonra Tugay’ın hayatına kanalize olmak, futbolcu eşi olmak nasıldı?

– Çok zordu. Her camiada olduğu gibi karışık işler vardı. Genç olduğumuz için altından kalkamadığımız şeyler oldu. Zaten ben futbolcu eşi olmayı İngiltere’de öğrendim. Orada çok rahattı. İngiltere’ye gidince “Oh” dedim. 1993 yılında evlendik ve 2000’de İngiltere’ye gittik. Ben tamamen Tugay’ın hayatının içine girdim, her şeyi bıraktım. Oğlumla birlikte büyüdük. Sonra kızım oldu. Bakın üç kardeş gibiyiz.

“İngiltere’ye gidince futbolcu eşi olduğumu öğrendim” ne demek? Orada ne farklıydı?

– Her şey daha rahattı. Orada kendim gibi yaşadım 10 sene.

Hiç sıkılmadınız mı?

– Hiç sıkılmadım. Tam bana göreydi. Prensipleri ve kuralları olan bir şehirdi. Orada kendimi buldum. Şu anda böyle dimdik duruyorsam bunu İngiltere’ye ve orada yaşadıklarıma borçluyum. 11-12 sene çok mutlu geçti. Tugay ilk önce Glasgow Rangers’a transfer olmuştu. 1.5 sene orada kaldık. Sonrasında da Blackburn Rovers’a transfer oldu. Yakın olduğu için Manchester’da yaşadık.

Glasgow mu, yoksa Manchester mı yaşamak için daha rahattı?

– Glasgow kasaba gibiydi. Gece 11’de herkesin ışığı kapanıyordu. Oraya gitmeden önce, İstanbul’dayken Etiler’de oturuyorduk. Gece 4’te bile insanların ışığı yanıyor olurdu. Uyumayan bir şehirken kapımızda tilkilerin dolaştığı, 11’de kimsenin ayakta olmadığı bir yerde yaşamaya başladık. Arka bahçemizde de inekler vardı. Çok şükür 1.5 sene sürdü. Gün sayıyorduk bitse de geri dönsek diye. Manchester’a taşınınca çok sevindik. Çünkü şehir hayatı vardı orada. Kendimizi bulmuştuk.

İlgili:  ‘Uzun süreli aşk acısı bağımlılık yapıyor’

Siz ne yapıyordunuz orada? Çalışıyor muydunuz?

– Çocuklar çok küçüktü. Yardımcı alışkanlığı yoktu ve her şeyi kendi başıma yapıyordum. Benzinini bile kendin koyuyorsun orada. Her işinden kendin sorumlusun. O kadar koşuşturma içindeydim ki gün yetmiyordu. Kendimle de yalnız kalıyordum o koşuşturma içinde. Güzel bir 10 sene geçirdim.

Oradaki futbolcu eşleriyle Türkiye’deki futbolcu eşlerini karşılaştırmanızı istesem ne söylersiniz?

– Her şey aynıydı. Orada sadece sakinlik vardı. Buradaki gibi çok fazla karmaşa yoktu. Ben orada futbolcu eşi olmanın keyfini çıkardım.

HAYATIMIZA GİREN SAÇMA SAPAN İNSANLAR TUGAY’I DEĞİŞTİRDİ

Türkiye’ye temelli döndükten sonra neler oldu hayatınızda?

– Her şey gayet iyiydi. Tugay buraya altyapı sorumlusu olarak geldi. 6 ay sonra da Galatasaray’da Hagi’nin yardımcısı oldu. Çok başarılı olamadılar. Mancini geldi. Onun yardımcılığını yaptı. Ben bu konularda ona her zaman destektim. Çünkü doğru seçimlerdi. Sonrasında Şanlıurfaspor’dan teklif geldi. Oraya gitmesi konusunda da destek oldum. 5 ay kaldı orada. Urfa’dan geldikten sonra 2 sene hiçbir şey yapmadı. 7/24 aynı evin içindeydik. Ve hayatımıza benim onaylamayacağım, Tugay’ı değiştirmeye meyilli, saçma sapan insanlar girmeye başladı. Baktım hafif hafif değişmeler başladı. Önce takmadım. “Değişmez benim kocam” dedim. Ama geçen mayıs ayında ayrılma kararı aldık.

Arkadaşları yüzünden mi?

– Ben onun bu arkadaşlarının hayatımızda olmasını istemiyordum. 25 senede ondan ilk kez böyle bir şey talep ettim. Demek ki bir şey görmüşüm. O insanlarla görüşmesini istemedim.

Onu değiştireceklerini ve bize zarar vereceklerini söyledim. Biz her şeyi konuşabilen bir aileyiz. Evli olduğumuz sürece birbirimizi uyarmışlığımız çok olmuştur. Birbirimizin fikirlerine her zaman saygı duyup ortak noktada buluşurduk. Ama geçtiğimiz mayıs ortak noktada buluşamadık.

Bundan önce arkadaş çevresi nasıldı?

– Her zaman çok iyiydi.

Sizin rahatsız olduğunuz arkadaşları futbol camiasından mıydı?

– Orası bende kalsın. Sadece şunu söyleyebilirim; bizim için gereksiz insanlardı.

Tugay hâlâ o arkadaşlarıyla görüşüyor mu?

– Evet. Ayrılır ayrılmaz tekrar görüşmeye başladı.

Sizce neyi değişti?

– Bilmiyorum… Ama bize uygun insanlar değillerdi. 20 yaşındayken bile bu insanlarla vakit geçirmek için 5 dakika harcamayacakken, 43 yaşında ben neden bu insanlarla oturmak zorunda kalayım?

Ben istemedim. O da buna tepki gösterdi. Hayatımızda ilk kez çatallaştık. Genelde çok mutlu olan insanlar, bir problemle karşılaştıklarında çözüm bulma konusunda beceriksiz oluyorlar. Biz de çözemedik. Çünkü o zamana kadar hiç problem çözmek zorunda kalmamıştık. Sonrasında ayrılmaya karar verdik ve haziran için gün aldık.

Bu kadar hızlı mı oldu her şey?

– Hızlı oldu. 16 Haziran günüydü duruşma. Sonra ben Çeşme’ye gittim ve “Çocuklar için tekrar deneyelim” dedik. Tekrar bir araya geldik. Bütün yazı birlikte geçirdik. Ben bir adım attım, o bir adım geldi. Ama hâlâ uzaktık. O adımlar yetmedi. Baktım o benim istediğim şeyleri yaparken mutsuz oluyor, “Demek ki ben değiştim artık” diye düşündüm. Bugüne kadar hep onlar için bir şeyler yapmaya çalıştım.

Ama kendimden daha fazla ödün veremeyeceğimi düşündüm. Sonrasında “Bitsin” dedim. O da kendi istediklerini yapmak istedi. Ben diretince de olmadı. Belki de ben ona zarar veriyordum. Ben hayatından çıkayım, belki her şey daha iyi olur dedim. Birkaç gündür Tugay’ın söylediklerine ve kendi söylediklerime bakıyorum. İkimiz de başından beri aynı şeyleri söylemişiz. Ben “Fikir ayrılıklarımız var” demişim, Tugay da “Bu evlilik yoruldu” demiş.

Tugay’ın hayatına başka biri girmiş olabilir mi?

– Üçüncü şahıslarla ilgili bir haber beni çok sinir eder. Çünkü ben bu evliliğe 25 senemi verdim. Herhangi bir üçüncü şahıs ben istemezsem benim 25 senelik evliliğimi bitiremez. Böyle bir şeye inanmıyorum. Mümkün değil.

İhtimal vermiyorsunuz yani. Kadınlar hisseder derler…

– Gördüğüm ve tanık olduğum hiçbir şey yok. Hissettiğim değişimleri vardı tabii ama ben bunu başka şeylere yoruyorum, üçüncü kişilere yormuyorum. Evet, değişti. Benim de kabul edemeyeceğim şekilde değişti. Çünkü ben Tugay’ın o durumuna alışık değilim. Ama ben üçüncü bir kişiye inanmayacağım.

Sizin hayatınızda duygusal herhangi bir gelişme oldu mu?

– Asla.

Canim o benim! ??

A post shared by Berke Kerimoglu (@berkekerimoglu) on

OĞLUM LONDRA’DA MEDYA OKUYOR

Oğlunuz Berke çok yakışıklı bir çocuk. Oyuncu olmak istemedi mi? Yurtdışında mı okuyor?

– Londra’da medya okuyor. Yönetmenlik ve film sektörü ile ilgileniyor. Oyunculuk eğitimi almadı. Belki master yapabilir oyunculuk üzerine. Henüz karar vermedi.

Siz oyuncu olmasını ister misiniz?

İlgili:  “Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup, aşk sanıyorsunuz…”

– Artık yönlendirme yaşımız geçti. Kendi kararını kendi verecek.

Kızınız nerede okuyor?

– İlkokulu İngiltere’de okudu. Şimdi burada TED’de okuyor.

Çocuklarınızın sporla ilgilenmelerini istediniz mi?

– İstedik. Berke futbolla ilgilendi ama sonra bıraktı. Olmadı. Annesi gibi de değil babası gibi de. O daha çok sanata ilgi duyuyor.

BELKi DE BiRiNiN BiR ŞEYi OLMAKTAN SIKILDIM

Tugay’ın kariyerindeki dalgalanmaların bu evliliğin bitmesinde etkisi oldu mu sizce?

– Tugay’a “Urfa, Galatasaray gibi takımlarda çalıştın, yapabileceğinin en iyisini yaptın. Gel birkaç sene ara ver, bu kadar hırsa gerek yok” dedim. Onu da anlıyorum. 20 sene 40 bin kişi tarafından alkışlanmış bir futbolcu. Ve birden bire alkış kesiliyor. Onun hayatındaki kadın olarak 40 bin kişilik alkışı ona tek başıma veremem. Veremedim de zaten. O alkışa alışık olduğu için içinde olmak istiyor. Ama ben de farklı bir hayat istiyorum. Mesela Alaçatı’ya yerleşmek gibi. “Her şeyi bırakıp Londra’ya gidelim. Başarı sürekli olan bir şey değil. Bu işi bir süre unut. Denedin olmadı, her futbolcu iyi antrenör olacak diye bir kural yok, başka bir şey yap” dedim. Ama vazgeçmedi. Ben çok yoruldum açıkçası.

Londra’da yatırımınız var mı?

– Oğlumun oturduğu ev var. Bunun dışında da yatırımlarımız var. Parayla ilgili değil Tugay’ın hırsı. Alkış ve başarı odaklı. Onu çok iyi anlıyorum. Ama o başarı ve alkış için bir 20 yıl daha koştur koştur yaşayamam. Yoruldum. Tugay aynı bu konularda, değişmedi ama ben değiştim. Keşke bir 10 sene de o bana ayak uydursaydı. Çok başarılıyken ona “Her şeyi bırak, gidelim” demedim ki. “Olmuyorsa birkaç sene bırak, gel başka şeyler yapalım” dedim. Yorulduk. Belki de birinin bir şeyi olmaktan sıkıldım…

Milli takım ya da Galatasaray’ın hocası olsaydı boşanır mıydınız?

– Ben başarıya karşı değilim. Tugay’ın başarılı olmasını isterdim. Ben sadece daha fazla zorlamamasını ve bir süre ara vermesini istedim. Öyle bir durum olsa deli miyim ben Alaçatı’ya ya da Londra’ya yerleşelim diyeyim? Eğer böyle bir başarı olsaydı ben onun arkasından koşardım, yine kendimden vazgeçerdim. Başarısız oldu o yüzden ayrıldık gibi algılanmasın. Ben sadece biraz ara vermesini ve bir süre benim istediğim gibi farklı bir şekilde yaşamayı teklif ettim.

Tugay çok güzel fotoğraflar çekiyordu, bıraktı mı?

– Onu da bıraktı. Bırakmış yani. Eşim gibi konuşuyoruz ondan ama o benim eşim değil artık. Başka biri.

Başka biri olarak mı görüyorsun artık?

– Evet. Kızgınız birbirimize bence.

Neden?

– Böyle bir şeyin bitmesine izin verdik diye…

Tugay da kızgın ki, sosyal medyada her yerden fotoğraflarınızı silmiş.

– Evet. Ben ilk gün her yerden adımı değiştirdim. Daha boşanmamıştık, Instagram’dan soyadımı değiştirdim. Basın duysun diye değil ama. Kendime “Bu iş bitti artık” diye ispatlamak için. Her yerdeki adımı Etkin Ünal yaptım. Sonra psikoloğuma ve avukatıma gittim.

HAYATIMDA İLK KEZ KENDİMLE İLGİLİ BİR KARAR VERDİM

Bundan sonra ne yapmak istiyorsunuz?

– Ruhum için ne gerekiyorsa onu yapacağım. İş ya da maddiyat gibi somut hiçbir şeyin peşinde değilim. Soyut ne varsa benim olsun.

Basketbolla ilgili bir şey yapmaz mısınız?

– Kariyere doydum. Kariyer lafı duymak istemiyorum. Kariyerle ilgili bir planım yok. Bugün İstanbul’dayken belki yarın Hindistan’dan çıkarım. Öyle şeyler yapmak istiyorum. Hindistan’ı çok merak ediyorum mesela. Ama Tugay oraya benimle gelse aç kalır, ölürdü. Asla gelmez… Birbirimizden bu kadar farklıyız.

Eskiden de bu kadar farklı mıydınız?

– Evet ama birbirimize saygı duyuyorduk. “Tugay sevmiyor, o yüzden gitmeyelim” diyordum eskiden. Ben şu anda keşfetme modundayım. Çocuklarım da artık büyüdü. Önceliğim her zaman çocuklarım ve Tugay’dı. Çocukların okulu, Tugay’ın kampı, ne giyeceği, ne yiyecekleri… Bir baktım ki hayatımda kendimle ilgili hiçbir şey yok. Hayatımda ilk kez kendimle ilgili bir karar verdim; o da boşanmaktı.

MADDİYAT EŞİTTİR MUTLULUK DEMEK DEĞİL

Pek çok kadının imreneceği bir hayatınız vardı. Başarılı bir eş, iki çocuk, para… “Daha ne istiyordu” diyenlere ne cevap verirsiniz?

– Title (unvan) benim için hiç önemli değil. Maddiyat eşittir mutluluk değil benim için. Hiçbir zaman da olmadı. Tugay da bunu bilir.

Bunu 25 yıl sonra mı keşfettiniz?

– Yeni yeni…

Belki de çocuklarınızın büyümesini beklediniz…

– Belki de… Ama dolunay mıdır ay mıdır nedir, “Onun etkisiyle bitmez denilen her şey bitecek” dediler ya, herhalde bana çalıştı gökyüzü diyorum. Hiç de inanmam bu arada. Ama şu anda acayip meraklıyım. Bu söylenenlerden ve başıma gelenlerden dolayı. Sanki bütün sözler bana yazılıyor, ay benim için tutuluyor. Bu kadar çıkar mı? Bana bundan 2 ay önce “Boşanacaksınız, Tugay başka bir ev tutacak” deseydiniz gülerdim, inanmazdım.

İlgili:  Hande Ataizi: Sevilmek benim için çok önemli, bu evliliğin içinde ben yoktum

Resmi olarak ne zaman boşandınız?

– 1 ay oldu. Hazirandan geçen aya kadar toparlamak için uğraştık. Ama beceremedik. Baktım ki Tugay kafasına ne koyduysa o doğrultuda gidiyor, beni dinlemiyor. O zaman da kendimi işe yaramaz hissediyorum… 25 senede hiç böyle bir şey olmamıştı şimdiye kadar. Çünkü her zaman orta yolu bulmuştuk. Son 6 aydır böyleydi. En azından ben böyle hissediyordum.

25 yıllık evlilikte şiddet ya da kavga gibi şeyler oldu mu?

– Hiç olmadı, asla… Gerçekten kavga da etmedik. Hiç üzüntü yaşamadığımız için ilk problemde karaya vurduk. Beceremedik çözmeyi. Çünkü tecrübemiz yoktu. Hiçbir zaman büyük çıkmazlarımız olmadı.

Bence siz tekrar bir araya gelirsiniz…

– Mümkün değil. Gelmeyelim, hiç iyi olmaz. Bir şey bir kere bitti mi galiba bitiyor.

Kırgın mısın?

– Belki değiştiği için…

BiRBiRiMiZE KIRGINIZ

Çocuklarınız boşanmanızı nasıl karşıladı?

– Kabul ettiler. 6 aydır yaşadıklarımızı daha öncesinde görmedikleri için onlar da şaşırdı. Biz hiçbir zaman çocukların yanında tartışmazdık. İlk kez bu 6 aylık dönemde şahit oldular. Önce oğluma söyledik. “Bence siz ayrılın” dedi.

Tugay’ın çocuklarla arası nasıl?

– Gerçekten çok iyi bir baba. İkimizin de önceliği çocuklarımız.

Çocuklarınız için de mi bir araya gelemeyeceksiniz?

– Şu anda öyle bir durum yok. Her yerden block’luyuz. Onunla konuşmak istediğim şeyleri bazen Instagram’a yazıyorum karşımda o varmış gibi. Çünkü hiç konuşmuyoruz. İleride tabii ki konuşacağız. Şu an sadece birbirimize kırgınız.

25 senede hiç küslüğünüz ve aynı evde ayrı uyuduğunuz oldu mu?

– Hiç olmadı, hiç ayrı uyumadık…

Boşanmanız şımarıklık ya da rahat batması olarak algılanabilir…

– Ayrıldık ya, bu nasıl şımarıklık olabilir? Kimisi öyle düşünebilir. Asla rahat batması değil. Tam tersine rahat olmak için. Belki benim prensiplerim, kararlarım ona zarar veriyordu. Belki bundan sonra çok iyi yerlere gelecek. Belki doğru olan o…

Ya Tugay’ın hayatına başkası girerse?

– Girmeyecek mi? Girecek.

Peki sizin?

– Bilemiyorum. Boşanma bu. Geçen gün babam aradı “Canım kızım kütüğüme geçmişsin, hoş geldin tekrar” dedi.

Anneniz ne diyor?

– O da kabul etti. Ailem yanımda.

EVLİLİĞİN SÜRESİ 25 YIL

Demet Şener ve İbrahim Kutluay’ın davası çekişmeli olduğu için uzun sürdü. Sizde böyle şeyler olmadı. Nasıl uzlaştınız?

– Bir günde boşandık. Haziranda bizim protokolümüz hazırdı. Tugay evden ayrıldıktan sonra avukatı aradı, aynı protokol devreye girdi. Çocuklar üzerinde birkaç eksiğimiz vardı, o konuda da anlaştık. O gün perşembeydi. “Cuma günü boşanmak istiyorum” dedim. Çünkü cumartesi günü evlilik yıldönümümüzdü ve ben o güne evli olarak girmek istemiyordum. Perşembe günü anlaştık ve cuma günü hemen boşandık.

Sonra ne yaptınız?

– Kız arkadaşlarımla mutfak masasının etrafında oturup sohbet ettik. Boşanmak, ölümden sonra en büyük travma bana göre. Ölüm gibi bir şey ama ortada cenaze yok. Kolay bir şey değil.

Peki, evlilik yıldönümlerinizde ne yapardınız normalde?

– Geçen sene arkadaşlarımızla çok büyük bir parti yapmıştık.

Tugay boşanmaya çok gönüllü değil miydi?

– Yoo, gayet koşa koşa geldi.

Mal paylaşımında nasıldı?

– Olması gerektiği gibi. Tugay hakikaten iyi bir insandır. Onu suçlamak için konuşmuyorum. Belki de suç bendedir diyorum her zaman. Ama artık yapacak bir şeyim yok. Onun için daha fazla kendimden vazgeçemeyeceğim.

25 sene evli kalmak ilişkiyi tüketen bir şey midir?

– Bizimki çok erken başladı. Zaten evliliğin süresi maksimum 25 sene. 30 yaşında evlenmiş olsan yaş olacak 55. Ondan sonra insanlar idare etmeye çalışıyor. Ama biz 40’larımızda bu iş bitti dedik. 40 yaşından sonra 15 sene verimli bir hayatın var.

Enerjin yerindeyken dünyayı gezebilirsin. İşte o zaman evlilik bitsin, yürümüyorsa yürümesin diyorsun. Erken başlayan bütün evliliklerin yaşı 20-25 sene. Ötesi katlanmak oluyor.

ONU HİÇ KISKANMADIM

Kariyerinin zirvesinde olduğu dönemlerde Tugay’ı kıskanır mıydınız?

– Hiç kıskanmadım. O dönemler zaten İngiltere’deydik. Orada öyle bir durum yoktu. Türkiye’de zirvede olduğu dönemlerde ben küçüktüm ve farkında değildim. Ben hiçbir zaman çok kıskanç biri olmadım.

O dönemler paranızı çarçur eder miydiniz?

– Hiç. Ben parayı su gibi harcayan futbolcu eşlerinden olmadım. Çünkü Tugay evin para sorumluluğunu bana vermişti. Yaşım da çok küçüktü. Ailenin CEO’suydum yani. Sonra gel sen ben 43 yaşındayken CEO’luğu al…

Ama CEO’luktan sen istifa etmişsin. Ekonomiyi hep sen mi yönettin?

– Evet, istifa ettim. Ben yönettim maalesef. Çok küçük yaşta çok büyük sorumluluktu. Bütün ailenin sorumluluğu sende oluyor. Yönettim ama bundan yorulmadım hiçbir zaman.

Share.

Comments are closed.